ASAYİŞ · GÜNDEM

Aydan Yıldırım'ın Kaleminden Köşe Yazısı... Kedi Kokusu Değil Sizin Vicdansızlığınız Utanılacak Şey

Benim üzerimdeki kedi kokusu sizi rahatsız edebilir. Ama o koku, benim bir canlının hayatını kurtarmak için ödediğim bedelse, ben o kokudan utanmam. Siz de benim kokumu eleştirmeden önce, kendi vicdanınızın ne kadar temiz olduğunu sorgulayın.

Aydan Yıldırım'ın Kaleminden Köşe Yazısı... Kedi Kokusu Değil Sizin Vicdansızlığınız Utanılacak Şey
Yazı Boyutu:
100%


Ben onlarca kediye sahip çıktım. Sokakta bulduğumu eve aldım. Yaralısını tedavi ettirmeye çalıştım. Yavruları, insanlar zarar vermesin diye evime aldım. Mahallemde besledim, bahçemde baktım. Yetmedi, yalnızca kendi evimde değil, ayrıca yer kiralayıp bakmaya çalıştığım canlar oldu.

Bunu yaparken elbette yoruldum.

Para harcadım.

Uykusuz kaldım.

Evimin düzeninden vazgeçtim.

Bazen üzerimde kedi kokusu oldu.

Bazen kıyafetlerime tüy bulaştı.

Ve bazı insanların bundan rahatsız olduğunu da gördüm.

“Sen kedi kokuyorsun.”

“Üstün başın kedi kokuyor.”

“Evin kedi kokuyordur.”

“Bu kadar kediyle yaşanır mı?”

“Ben olsam evime sokmam.”

Bunları söyleyenlere artık şunu sormak istiyorum:

Sizin burnunuza kedi kokusu bu kadar ağır geliyorsa, bir canlının acısı neden hiç kokmuyor size?

Bunları söyleyenlerin bazıları, sonra sosyal medyada bir hayvanın başını okşayıp “hayvanseverim” diye dolaşıyor.

Bir kap su koyuyor.

Bir mama kabının fotoğrafını çekiyor.

Sonra kendisini hayvansever ilan ediyor.

Elbette bir kap su da değerlidir. Bir kap mama da değerlidir.

Ama hayvanseverlik yalnızca rahatınız bozulmadığı sürece gösterdiğiniz bir merhamet değildir.

Gerçek sevgi bazen evinizin temizliğinden fedakârlık etmektir.

Bazen paranızdan vazgeçmektir.

Bazen tatil planınızı ertelemektir.

Bazen gece yarısı yaralı bir hayvanın peşinden koşmaktır.

Bazen herkes “bırak ölsün” derken o canın başında beklemektir.

Ben bunu yaptım.

Çünkü o hayvanların başka kimseleri yoktu.

Onların banka hesabı yoktu.

Statüsü yoktu.

Sosyal çevresi yoktu.

Kendilerini savunacak dilleri yoktu.

Sadece yaşamak istiyorlardı.

Benim kıyafetimde kedi tüyü olabilir.

Üzerimde kedi kokusu olabilir.

Evimde hayvan kokusu olabilir.

Çünkü ben o hayvanları parfüm kokan salonlarda fotoğraf çekmek için değil, hayatta tutmak için yanımda tutuyorum.

Siz temiz kıyafetlerinize, kusursuz evlerinize, mis gibi parfümlerinize bakıp benim üzerimdeki kedi kokusunu küçümseyebilirsiniz.

Ama kusura bakmayın…

Ben sizin parfümünüzden değil, vicdanınızdan rahatsız oluyorum.

Benim üzerimdeki koku, aç bir kedinin karnını doyurmanın kokusu.

Yaralı bir hayvanın başında beklemenin kokusu.

Bir yavruyu sokaktan alıp güvenli bir yere koymanın kokusu.

Bir canlının hayatını kurtarmak için verdiğim emeğin kokusu.

Sizin “kedi kokuyor” diye küçümsediğiniz şey, benim için merhametin kokusu.

Hem ne komik değil mi?

Bir insanın üzerine kedi tüyü bulaşınca hemen burnunu kapatanlar, aynı hayvanların sokakta açlıktan ölmesine, soğukta donmasına, işkence görmesine karşı üç saniye bile vicdanını açmıyor.

Evine hayvan almak istemeyebilirsin. Bu senin tercihindir.

Ama hayvan sahiplenen insanı küçümsemek, onun emeğiyle dalga geçmek, “sen kokuyorsun” diyerek onu aşağılamaya çalışmak sana hayvanseverlik madalyası kazandırmaz.

Ben sizin steril hayatınıza özenmiyorum.

Benim üzerimde tüy varsa vardır.

Kıyafetimde koku varsa vardır.

Evimin bir köşesinde mama, kum, oyuncak varsa vardır.

Çünkü benim evimde hayat var.

Sizin tertemiz evlerinizde ne olduğunu bilemem.

Ama şunu çok iyi biliyorum:

Bazı insanların evleri mis gibi kokuyor ama kalpleri çürümüş.

İşte ben o kokudan rahatsız oluyorum.

Kedinin kokusu çıkar.

Kıyafetin yıkanır.

Tüy temizlenir.

Ev havalandırılır.

Ama vicdansızlığın kokusunu hiçbir parfüm kapatamaz.

O yüzden bir daha bana “kedi kokuyorsun” diye bakmadan önce aynaya bakın.

Belki burnunuza gelen şey kedi kokusu değildir.

Belki de sizin vicdanınızın eksikliği, benim üzerimdeki merhamete çarpıyordur.

Benim evimde kedi olabilir.

Üzerimde kedi tüyü olabilir.

Kıyafetimde kedi kokusu olabilir.

Evim sizin eviniz kadar kusursuz görünmeyebilir.

Ama benim evimde korkudan titreyen bir yavru, açlıktan ölmek üzere olan bir can ya da insanların zulmünden kaçmış bir hayvan varsa, bundan utanmam.

Çünkü ben bir canlının hayatını kurtarmayı, kusursuz görünen bir evden daha değerli buluyorum.

Siz kedinin kokusunu eleştirmeye devam edin.

Ben de sizin vicdanınızın kokusundan uzak durmaya devam edeceğim.

Siz “evine alma” deyin.

Ben yine kapımı açacağım.

Siz “bu kadar hayvanla uğraşılır mı?” deyin.

Ben yine elimden geleni yapacağım.

Çünkü birilerinin bu dünyada onların tarafında olması gerekiyor.

Ve unutmayın:

Bir hayvanı korumak sizi küçük düşürmez.

Ben kedilerimin kokusundan utanmıyorum.

Siz de vicdansızlığınızdan utanmayı öğrenin.

Yorumlar (0)

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!