ASAYİŞ · GÜNDEM

Aydan Yıldırım'ın Kaleminden 4000 Yıllık Aşk Mektupları Kayseri'den Çıktı! Okuyunca Şaşıracaksınız

Kayseri'nin 4 bin yıllık sırlarını ilk kez belgeleriyle anlatıyorum. Yazı dizimin ilk bölümünde Tarihin İlk Aldatma Krizi Kültepe'de mi Yaşandı?

Aydan Yıldırım'ın Kaleminden 4000 Yıllık Aşk Mektupları Kayseri'den Çıktı! Okuyunca Şaşıracaksınız
Yazı Boyutu:
100%

Bugün attığımız "Neredesin?", "Beni unuttun mu?" ya da "Ne zaman döneceksin?" mesajlarının benzerleri, tam 4 bin yıl önce Kayseri Kültepe'de çivi yazısıyla kil tabletlere kazınıyordu.

Anadolu'nun yazılı tarihe açılan kapısı olan Kültepe'de bulunan binlerce tablet, yalnızca ticareti değil; aşkı, özlemi, aile içi tartışmaları, evlilik sözleşmelerini ve insanın hiç değişmeyen duygularını da günümüze taşıyor. Gelin, Kayseri'nin 4 bin yıllık satır aralarında saklı kalan bu etkileyici hikâyeye birlikte bakalım.


"İnsan değişiyor mu, yoksa sadece yaşadığı çağ mı?"

Bu sorunun cevabını arıyorsanız, binlerce sayfalık psikoloji kitaplarını karıştırmanıza gerek yok.

Kayseri'nin bağrında, Kültepe'de bulunan küçücük bir kil tablet bile size cevabı verebilir.

Çünkü o tabletlerde teknoloji yok…

Elektrik yok…

Telefon yok…

Ama özlem var.

Bekleyiş var.

Sitem var.

Ve en önemlisi; bugün yaşadığımız duyguların tam aynısı var.

Bugün telefonlarımız cebimizde…

Bir mesaj geliyor:

"Neredesin?"

"Niye aramadın?"

"Beni unuttun mu?"

"Başkası mı var?"

Bu cümlelerin modern dünyaya ait olduğunu düşünüyoruz.

Oysa bundan tam 4 bin yıl önce, bugünkü Kayseri'nin 20 kilometre kuzeydoğusunda bulunan Kültepe Kaniş Karumu'nda insanlar aynı duyguları yaşıyor, aynı soruları soruyor, aynı kırgınlıkları kil tabletlere kazıyordu.

Tek fark vardı…

WhatsApp yoktu.

Telefon yoktu.

İnternet yoktu.

Ama insan kalbi bugünküyle aynıydı.

Kültepe'de bugüne kadar 23 binden fazla çivi yazılı tablet bulundu. Bunlar yalnızca ticaret kayıtlarından ibaret değil; aile mektupları, evlilik sözleşmeleri, boşanma hükümleri, miras belgeleri ve özel yazışmalar da içeriyor. Bu yönüyle Kültepe, Anadolu'nun ilk yazılı arşivi olarak kabul ediliyor.


Bu tabletlerin en dikkat çekici kahramanlarından biri Taram-Kubi

Asur'da yaşayan bir kadın…

Kocası Innaya ise ticaret yapmak için aylarca, hatta yıllarca Kaniş'te, yani bugünkü Kayseri'de kalıyor.

Evde kalan yalnızca kadın değil…

Çocuklar…

Borçlar…

Vergiler…

Ev işleri…

Dokuma tezgâhları…

Hepsi onun omuzlarında.

Taram-Kubi sadece eşini bekleyen bir kadın değil.

Aynı zamanda kumaş üreten, ticaret yapan, borç ödeyen ve gerektiğinde eşinin ticari işlerini yöneten güçlü bir iş kadını. Bunu biliyoruz; çünkü yazdığı mektuplar bugün hâlâ elimizde.

Bir mektubunda kocasına sitem ediyor.

Çünkü Innaya giderken evdeki tahılı bile yanında götürmüş.

Arkasından kıtlık başlamış.

Taram-Kubi çocuklarıyla aç kalmış.

Tabletlerde geçen ifadelerden anlıyoruz ki eşine, "Evi boşalttın, bana arpa bile bırakmadın. Şimdi bana sürekli istek yazıyorsun ama bizim yiyecek ekmeğimiz bile yok." diye yakınıyor. Bu satırlar, dört bin yıl öncesinden gelen en gerçek aile dramlarından biri.


Bugün sosyal medyada sıkça paylaşılan "Tarihin ilk aldatma mektubu" başlığı belki biraz abartılı olabilir.

Ancak tabletlerin anlattığı gerçek çok daha etkileyici.

Uzun süren ayrılıklar…

Güven problemleri…

Özlem…

Hasret…

Maddi sıkıntılar…

Ve eşini eve dönmeye ikna etmeye çalışan kadınlar…

Bunların hepsi gerçek.

Çünkü tüccarlar yıllarca Anadolu'da kalıyor, kadınlar ise Asur'da aileyi ayakta tutuyordu. Mektuplar, bu ayrılıkların aile yaşamını nasıl etkilediğini açıkça gösteriyor.


Kültepe tabletleri yalnızca aşkı anlatmıyor.

Hukuku da anlatıyor.

Evliliği…

Boşanmayı…

Mirası…

Nafakayı…

Bugün "modern hukuk" diye övündüğümüz birçok uygulamanın temellerini bu tabletlerde görmek mümkün.

Evlenme sözleşmeleri hazırlanıyor.

Boşanmanın şartları yazılıyor.

Kadının mal hakkı korunuyor.

Miras paylaşılıyor.

Hatta bazı sözleşmelerde ikinci evlilik durumunda uygulanacak hükümler bile açıkça belirtiliyor. Anadolu'daki yerel hukukta kadın ve erkeğin birçok konuda karşılıklı haklara sahip olduğu görülüyor.


Kültepe bize yalnızca geçmişi göstermiyor.

Aslında bizi gösteriyor.

Çünkü teknoloji değişiyor.

Şehirler büyüyor.

Arabalar hızlanıyor.

Telefonlar akıllanıyor.

Ama insan değişmiyor.

Bugün yazılan "Neredesin?" mesajıyla…

Dört bin yıl önce kil tablete kazınan özlem arasında yalnızca kullanılan malzeme değişmiş.

Duygu aynı.

İşte bu yüzden Kültepe yalnızca bir arkeoloji alanı değildir.

O, insanlığın kalbinin attığı yerdir.

Ve belki de bu yüzden…

Dört bin yıl sonra bile bize kendimizi anlatmaya devam ediyor.

 BELGE 1: Aldatılan Kadının İsyanı (Sitem Mektubu)
  • Arşiv Kaydı: Kültepe Tabletleri (Kt. 92/k 211)

     BELGE 2: Tarihin İlk Boşanma ve Nafaka Sözleşmesi

    • Arşiv Kaydı: Kültepe Evlilik ve Boşanma Protokolleri (Kt. v/k 154)

      BELGE 3: "Beni Unuttun" Diyen Gizli Aşk Mektubu
      • Arşiv Kaydı: Kültepe Özel Mektuplar Serisi


Yorumlar (0)

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!