ASAYİŞ · GÜNDEM

Songül Arık'tan VİTRİNDE HEVES, SOKAKTA REZALET: SİZ HANGİ DİNİN MERHAMETİNDENSİNİZ?

Sokaklarımıza başınızı çevirip bir bakın. Ama sadece bakmayın, gerçekten görün. Gördüğünüz o canlar, doğanın vahşi parçaları değil; bizim bencilce heveslerimizin, sorumsuzluklarımızın sokaklara savrulmuş canlı kanıtları.

Songül Arık'tan VİTRİNDE HEVES, SOKAKTA REZALET: SİZ HANGİ DİNİN MERHAMETİNDENSİNİZ?
Yazı Boyutu:
100%

Sokaklarımıza başınızı çevirip bir bakın. Ama sadece bakmayın, gerçekten görün. Gördüğünüz o canlar, doğanın vahşi parçaları değil; bizim bencilce heveslerimizin, sorumsuzluklarımızın sokaklara savrulmuş canlı kanıtları.

​Halen hayvanlar için vicdanları rahatlatacak, canları güvenceye alacak kalıcı bir düzenleme yapılmadı. Onların özgürce, güvenle yaşayabileceği alanlar yok. Bir lokma ekmek, bir yudum su için amansız bir hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. Üstelik tek mücadeleleri açlık ve susuzluk da değil; sokaklarda merhametten yoksun, hunharca yetiştirilmiş çocukların ve canileşmiş yetişkinlerin akıl almaz zulmüne, işkencelerine uğruyorlar. Bizim içimiz bunlara yanarken, her birinin acısıyla yüreğimiz kan ağlarken, arka planda akılalmaz bir gerçek daha yaşanıyor: Bu ülkede halen hayvan üretimi ve ticaret mi devam ediyor? Neler oluyor Allah aşkına?

​Sokaklar, bir zamanlar evlerde el üstünde tutulan evcil hayvanlarla dolu. Sanki pilli bir oyuncak alırcasına, geçici bir hevesle, vitrinden seçer gibi alıyorlar; sonra o heves geçince, içleri sızlamadan, vicdanları titremeden sokağa, bilinmezliğin ortasına atıveriyorlar.
​Madem Bakamayacaktınız, Neden Doğalarından Kopardınız?

​Bu canlar sokakta kendi kendilerine beslenemezler, hayatta kalamazlar. Çünkü onları biz alıştırdık; evlerimizde nazik, kibar, korunaklı bir hayata mahkum ettik. Şimdi soruyorum o bencil ellere, o taşlaşmış kalplere:
​Madem bakamayacaktınız, onları neden o elit konforunuza, nazik ve kibar yaşamaya alıştırdınız?
​Onları vahşi doğalarından, kendi dengelerinden neden kopardınız?
​Neden bu zulme ortak oldunuz ve bu vicdanı kendinize nasıl yakıştırdınız?

​Bir heves uğruna bir canın hayatını karartırken, aslında kendi ellerinizle cennetinizi cehenneme çevirdiğinizin farkında değil misiniz? Dünyanızı geçici zevklerle yıkarken, ahiretinizi kirlettiğinizi görmüyor musunuz?
​"Ben Dilsiz Kullarımı Size Emanet Etmiştim..."

​Siz zannediyor musunuz ki bu dilsiz canlara zulmederek, canice yetiştirilen evlatların onların üzerindeki vahşetine göz yumarak, onlara sahip çıkmayarak ya da sokağa fırlatarak Yüce Yaradan’ın rızasını kazanabilirsiniz?

​Bakın, Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak ne buyuruyor: "Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan yoktur ki, onlar da sizin gibi birer ümmet (kul topluluğu) olmasınlar... Sonra onlar ancak Rablerinin huzurunda toplanırlar." (En'âm Suresi, 38. Ayet) Yani o canlar da bizim gibi Allah'ın birer kulu ve yarın hepimiz aynı huzurda toplanacağız!

​Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ise insanlığı şu sözlerle açıkça uyarmıştır: "Bu dilsiz hayvanlar hakkında Allah’tan korkun!" (Ebû Dâvûd)
​Şimdi soruyorum size; yarın o büyük hesap günü geldiğinde, her şey ince ince önümüze döküldüğünde Cenab-ı Hak sormayacak mı bize: “Ben dilsiz kullarımı size emanet etmiştim. Emanetime nasıl baktınız? Benim sessiz kullarım için ne yaptınız?”

​"Kim bir hayvanı haksız yere mağdur ederse, Allah kıyamet gününde ona bunun hesabını soracaktır" (Nesâî) ikazına rağmen bu rahatlığınız, bu sessizliğiniz nedendir? Bu soruya verecek bir cevabınız var mı? Yok!

​Duyarsızlığın Zehri, Merhametin Zulmü

​Bu dünyada merhametten yoksun yaşayan, gözünün önündeki canın çığlığına kulak tıkayan, kendi evladına merhameti öğretmeyip sokaktaki cana zulmetmesini izleyen her bir duyarsız ruh için bu sözler, uykularını kaçıracak bir vicdan azabı, içlerine çökecek ağır bir hesap olsun. Çünkü merhamet etmeyene, merhamet olunmaz!

​Yüreği o sessiz canlar için atan, kapısının önüne bir kap su koymayı insanlık vazifesi bilen tüm güzel, duyarlı insanlara ise selam olsun. "İçinizi ferah tutun" demek geliyor içimden ama biliyorum, içler nasıl ferah olsun ki? O merhametli yürekler de en az o sessiz canlar kadar zulüm altında, çile altında, zorluk altında eziliyor. Kendi lokmasından bölüp, son haddine kadar o canlara yardım ve destek etmeye çabalayan bu güzel insanlar; çabalarken bir de o hunhar güruh tarafından hedef gösteriliyor, hakarete ve bambaşka bir psikolojik/fiziksel şiddete maruz kalıyorlar. Hem canların acısıyla ciğerleri yanıyor hem de duyarsız bir toplumun şiddetiyle savaşıyorlar.

​Yine de vazgeçmeyen, o şefkatli elleriyle bu dünyanın halen dönmesini sağlayan tüm merhamet kalelerine selam olsun. Dilsiz canların arkasında duran, hakkı savunan ve bu uğurda her türlü çileyi göğüsleyen her yürek, bu sınavdan alnının akıyla çıkacaktır. İlahi adalet, canı yakanı da canı korurken canı sıkılanı da elbet görecektir.

​Gelin, bu emanete el birliğiyle sahip çıkalım. Üretimi durduralım, sokağa atmayı cezalandıralım, çocuklarımıza merhameti aşılayalım ve dilsiz kulların sesi olalım. Çünkü insanlığımız, bir hayvana gösterdiğimiz merhamet kadardır.

Yorumlar (0)

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!