ASAYİŞ · GÜNDEM

Gazeteci Aydan Yıldırım’dan Gece Operasyonu

“Gece operasyonu mu? Merak Etmeyin Suçluların Ensesindeyiz

Gazeteci Aydan Yıldırım’dan Gece Operasyonu
Yazı Boyutu:
100%

Bazen bana soruyorlar:

“Tek başına koca bir yayını, onlarca haberi, gece gündüz demeden bu temponun yükünü nasıl kaldırıyorsun?”

Cevabım aslında çok basit.

Ben bu yola çıkarken arkamı kalabalıklara yaslayarak yürümedim. Yanıma inancımı, meslek aşkımı, cesaretimi ve gerçeğe olan tutkumu aldım.

“Tek kişilik bir basın ordusuyum” derken de bunu abartmıyorum.

Klavyenin başında ben varım.
Sahada ben varım.
Telefonun ucunda ben varım.
Haberin peşinde koşan da benim.
Gece yarısı gelen ihbarı değerlendiren, gelişmeyi takip eden, araştıran ve okura ulaştıran da…

Peki yalnız mıyım?

Asla.

Çünkü gazetecilik yalnızca bir meslek değildir. Gazetecilik, insanın hayatının bir parçasına dönüşen bir sorumluluktur.

Bazen herkes uyurken bir telefon çalar.

Bazen gecenin bir yarısı önemli bir ihbar gelir.

Bazen herkesin sustuğu bir konuda bir başlık atmak gerekir.

İşte o anlarda insanın mesleğine olan bağlılığı ortaya çıkar.

Benim için gazetecilik tam da budur:

Gerçeğin peşinden gitmek.
Sorulması gereken soruyu sormak.
Görünenin arkasını araştırmak.
Ve ne olursa olsun kamuoyunun haber alma hakkını gözetmek.

Elbette bu yolculuk kolay değil.

Ama teknoloji, doğru çalışma sistemi ve güçlü bir üretim disiplini sayesinde bugün tek başıma çok büyük bir medya ekibinin yaptığı işlerin önemli bir bölümünü üstlenebiliyorum.

Bunu bir yük olarak görmüyorum.

Tam tersine, bunun bana verdiği en büyük şey özgürlük.

Kendi haberimi kendim takip ediyorum.
Kendi başlığımı kendim atıyorum.
Kendi çizgimi kendim belirliyorum.

Ve en önemlisi…

Kalemimi kimseye teslim etmiyorum.

Kayseri’den çıktığımız bu yolculukta artık yalnızca şehrimizin değil, Türkiye’nin gündemini de takip ediyoruz.

Yerel sınırların dışına taşan her haber, attığımız her yeni adım ve ulaştığımız her okur bize şunu gösteriyor:

Doğru iş, doğru emek ve vazgeçmemek mutlaka bir iz bırakıyor.

Benim mücadelem birileriyle yarışmak değil.

Benim mücadelem, gerçeğin gerisinde kalmamak.

Bazen bir haberin peşinde gecenin bir yarısına kadar çalışacağız.

Bazen herkesin görmediğini görmeye çalışacağız.

Bazen eleştirileceğiz.

Bazen attığımız bir başlık birilerini rahatsız edecek.

Bunların hepsi gazeteciliğin içinde var.

Önemli olan, bütün bunların karşısında mesleki çizgiyi koruyabilmek.

Çünkü ben şuna inanıyorum:

Gazeteci, alkış geldiğinde değil; zor zamanda da doğru bildiği gazetecilik ilkelerinden vazgeçmediğinde gazetecidir.

Ve biz daha yolun başındayız.

Kayseri’den Türkiye’ye uzanan bu hikâyeyi kendi emeğimizle, kendi haberlerimizle ve kendi kalemimizle büyütmeye devam edeceğiz.

Çünkü fırtınada başkasının gölgesine sığınmak kolaydır.

Asıl mesele, fırtınanın içinde kendi ayaklarının üzerinde durabilmektir.

Ben buradayım.

Üretmeye, araştırmaya, sormaya, takip etmeye ve gazetecilik yapmaya devam edeceğim.

Gece operasyonu mu?

Daha yeni başlıyoruz.

Yorumlar (0)

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!