ASAYİŞ · GÜNDEM

Gazeteci AYDAN YILDIRIM'dan DEV Dosya! Kaşif Kozinoğlu’nun Sır Ölümünde Cevapsız Kalan Sorular 1.Bölüm

Gazeteci Aydan Yıldırım'dan Araştırma Dosyası.... Kaşif Kozinoğlu

Gazeteci AYDAN YILDIRIM'dan DEV Dosya! Kaşif Kozinoğlu’nun Sır Ölümünde Cevapsız Kalan Sorular 1.Bölüm
Yazı Boyutu:
100%

Gazeteci Aydan Yıldırım'dan araştırma dosyası

Bazı dosyalar vardır...

Üzerinden yıllar geçer ama soruları kaybolmaz.

Bir klasör kapanır, karar verilir, hayat devam eder.

Fakat geride kalan bazı ayrıntılar vardır ki yıllar sonra yeniden önünüze gelir.

Kaşif Kozinoğlu dosyası tam da böyle bir dosya.

Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu, 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybetti.

O dönem yapılan soruşturmanın ardından ölümünün doğal nedenlere bağlı olduğu değerlendirilerek dosya 2012 yılında takipsizlikle kapatıldı.

Aradan yaklaşık 15 yıl geçti.

Ve 2026 yılında o dosyanın kapağı yeniden açıldı.

Bu kez soruşturma çok daha geniş.

Cezaevi personeli var.

Sağlık çalışanları var.

Gazeteciler var.

Dönemin savcıları var.

Kozinoğlu'nun aynı koğuşta kaldığı kişiler var.

Eski MİT mensupları var.

Enver Altaylı var.

Kurtlar Vadisi var.

Senaristler ve oyuncular ifade verdi.

Eski bir emniyet müdürü tutuklandı.

Ve dosya yeniden açıldıktan günler sonra, soruşturma kapsamında daha önce gözaltına alınıp adli kontrolle serbest bırakılan eski cezaevi kampüs doktoru Turgay Tamer evinde ölü bulundu.

Bütün bunlar aynı dosyanın içinde.

Ama burada çok önemli bir çizgi var:

Bugün itibarıyla Kaşif Kozinoğlu'nun öldürüldüğü kesinleşmiş değildir.

Soruşturma makamları ölümde üçüncü kişilerin müdahalesi, ihmal, gecikme, kasten öldürme ve azmettirme dahil farklı ihtimalleri araştırıyor.

Gerçeği söyleyecek olan ise deliller ve sonunda hukuk olacaktır.


KAŞİF KOZİNOĞLU KİMDİ?

Kaşif Kozinoğlu, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın dış operasyonlar biriminde görev yapmış eski bir istihbarat mensubuydu.

2011 yılında Odatv soruşturması kapsamında tutuklandı.

Hakkında çeşitli suçlamalar yöneltildi.

Bunlar arasında silahlı örgüte üyelik, yasaklanan bilgileri temin etme ve açıklama gibi suçlamalar bulunuyordu.

Odatv soruşturmasının önemli dayanaklarından biri de bilgisayarda bulunduğu ileri sürülen “Koz.doc” isimli dosya ve “kozinoğlu3” adlı klasördü.

Kozinoğlu ise suçlamaları kabul etmedi.

Ölümünden sonra ortaya çıkan savunmasında da kendisine yönelik suçlamaları reddetti ve bir kumpasın hedefi olduğunu düşündüğünü belirtti.

Yani Kozinoğlu cezaevine girdiğinde zaten Türkiye'nin son derece tartışmalı siyasi ve adli süreçlerinden birinin merkezindeydi.


12 KASIM 2011'DE SİLİVRİ'DE NE OLDU?

Kozinoğlu, Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda tutukluydu.

12 Kasım 2011'de rahatsızlandı.

Silivri Devlet Hastanesi'ne sevk edildi.

Ancak hastaneye ulaştığında hayatını kaybettiği tespit edildi.

O dönem yapılan soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelendi.

Cezaevi personeli, jandarma ve sağlık çalışanlarının yanı sıra koğuş arkadaşlarının ve Kozinoğlu'nun eşinin ifadeleri de alındı.

10 Nisan 2012'de ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

Dosya kapandı.


Fakat 2026'da dosyaya bakan makamların değerlendirmesi değişti.

Silivri Sulh Ceza Hakimliği'nin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla 2012'de verilen takipsizlik kaldırıldı ve soruşturma yeniden başlatıldı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, dosyanın Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'nın katkısıyla yeniden incelendiğini ve özel bir soruşturma ekibi oluşturulduğunu açıkladı.



MEZAR AÇILDI

Yeni soruşturmanın en önemli adımlarından biri de fethi kabir, yani mezarın açılması oldu.

Amaç açık:

Kozinoğlu'nun kesin ölüm sebebini yeniden belirlemek ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesi bulunup bulunmadığını araştırmak.

Bu gelişme bile soruşturmanın artık yalnızca eski dosyadaki belgelerin yeniden okunmasından ibaret olmadığını gösteriyor.

Savcılık, ölümün bütün yönleriyle yeniden incelenmesini istiyor.



SORUŞTURMA CEZAEVİNİN İÇİNE GİRDİ

İlk aşamada olay tarihinde cezaevinde görev yapan çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı.

Adalet Bakanlığı'nın açıklamasına göre olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 kişi hakkında adli işlem başlatıldı; 10 kişi gözaltına alındı, bir kişinin ise yurt dışında bulunduğu tespit edildi.

İlk operasyonun ardından bir kişi tutuklandı, diğer şüphelilerin önemli bölümü adli kontrolle serbest bırakıldı.


Savcılığın üzerinde durduğu iddialardan biri ise Kozinoğlu'nun rahatsızlanmasının ardından acil müdahalenin zamanında yapılıp yapılmadığı.

Yani soru artık sadece:

“Kozinoğlu neden öldü?”

değil.

Aynı zamanda:

“Rahatsızlandığında kendisine zamanında müdahale edildi mi?”

sorusuna da dönüştü.


AMBULANS NEDEN GÜNDEMDE?

Soruşturmanın sağlık ayağında ambulansın hastaneye sevk süreci de inceleniyor.

Kozinoğlu'na müdahale eden sağlık çalışanlarının ifadeleri ve ambulansın sevk sürecindeki hareketleri soruşturma konusu oldu.

İkinci operasyonda iki acil tıp teknisyeni Özlem Uslu ve Emre Atmaca tutuklandı.

Gazeteci Selahattin Günday da aynı operasyonda tutuklanan isimler arasında yer aldı.

Altı şüpheli ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.


Burada kritik soru şu:

O dakikalarda yaşanan bir gecikme Kozinoğlu'nun ölüm sonucunu etkiledi mi?

Bu, soruşturmanın cevaplamaya çalıştığı sorulardan biri.


VE DOSYANIN EN DİKKAT ÇEKİCİ HALKALARINDAN BİRİ: KOĞUŞ ARKADAŞLARI

Şimdi gelelim çok önemli bir noktaya.

Kozinoğlu'nun aynı koğuşta kaldığı iki isim de soruşturmanın içine girdi.

Bunlar:

Emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım

ve

Emekli Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur.

İki isim hakkında da gözaltı kararı verildi.

Hasan Atilla Uğur Kıbrıs'tan Türkiye'ye dönüşünde İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alındı.


Fakat burada çok önemli bir hukuki ayrıntı var:

İki isim tutuklanmadı.

“Kasten öldürme” suçlaması kapsamında değerlendirilerek ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandı.


Ve işte burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

2012'de koğuş arkadaşı olarak ifadeleri alınan kişiler, 2026'da neden şüpheli konumuna geldi?

Bu değişimin arkasındaki yeni deliller neler?

Eski ifadelerle yeni ifadeler arasında bir çelişki mi tespit edildi?

Kozinoğlu'nun son saatlerine ilişkin yeni bir bilgi mi ortaya çıktı?

Yoksa cezaevindeki olayların yeniden değerlendirilmesini sağlayan başka deliller mi bulundu?

Soruşturma gizli olduğu için bütün cevaplar kamuoyuna açık değil.

Ama şurası kesin:

Dosya Kozinoğlu'nun son bulunduğu yere, yani koğuşun içine kadar girdi.


DÖNEMİN SAVCILARI DA DOSYADA

Soruşturmanın bir başka dikkat çekici ayağı ise 2012'de dosyanın kapanmasıyla ilgili.

Olay tarihinde görev yapan dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan hakkında da işlem yapıldı.

Her iki isim daha sonra tutuklandı.

Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre bu bölümde soruşturma yalnızca ölümün nasıl gerçekleştiğine değil, ilk soruşturmanın nasıl yürütüldüğüne ve takipsizlik kararına da odaklanıyor.


Dolayısıyla soru artık iki katmanlı:

2011'de ne oldu?

ve

2012'de neden dosya kapatıldı?


GAZETECİLER NEDEN DOSYADA?

Soruşturmanın bir başka ayağında gazeteciler de var.

İkinci operasyonda iki gazeteci ve yedi sağlık çalışanı olmak üzere dokuz kişi gözaltına alındı.

Gazeteci Selahattin Günday tutuklandı.

Diğer bazı şüpheliler hakkında adli kontrol uygulandı.


Buradaki soruşturma başlıklarının Kozinoğlu'nun adliyedeki görüntüleri ve bu görüntülerin elde edilmesi/yayılmasıyla bağlantılı olduğu kamuoyuna yansıdı.

Bu da dosyanın sadece ölüm anını değil, Kozinoğlu'nun cezaevindeki ve adliyedeki görüntülerinin nasıl ortaya çıktığını da araştırdığını gösteriyor.


ENVER ALTAYLI DOSYAYA NEDEN GİRDİ?

Dosyanın en ağır suçlamalarından biri de eski MİT mensubu Enver Altaylı hakkında.

Altaylı, başka bir davadan hükümlü bulunuyordu.

Kozinoğlu soruşturması kapsamında ifadesi alındı ve ardından tutuklandı.

Kamuoyuna yansıyan soruşturma iddialarından biri, Altaylı'nın yıllar önce yazdığı ileri sürülen bazı mektuplarda Kozinoğlu'na yönelik ifadeler bulunması.

Altaylı ise kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmiyor.

İşte burada gazetecilik açısından çok önemli bir ayrım var:

Savcılığın “azmettirme” iddiası başka şeydir, bunun mahkeme tarafından kesinleşmiş olması başka şey.

Dolayısıyla bugün “Kozinoğlu'nu Altaylı öldürttü” demek hukuken doğru olmaz.

Soruşturma bu iddiayı araştırıyor.

Gerçekleşip gerçekleşmediğini ise deliller ve yargılama ortaya koyacak.


KURTLAR VADİSİ NEDEN BU DOSYANIN İÇİNE GİRDİ?

Ve şimdi dosyanın en sıra dışı bölümüne geliyoruz.

Kurtlar Vadisi.

Kozinoğlu'nun ölümünden hemen önce yayınlanan bölümler...

“Kazım Kaşifoğlu” isimli karakter...

Cezaevi...

Tehditler...

Ve daha sonra karakterin ölüm şekli...

Bütün bunlar soruşturma makamlarının dikkatini çekti.

Savcılık, Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin senaryosunu incelemeye aldı.

Dizinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan “bilgi sahibi” sıfatıyla ifade verdi.

“Kazım Kaşifoğlu” karakterini canlandıran Sedat Savtak ile “Ömer Baba” karakterini canlandıran Emin Olcay da bilgi sahibi olarak dinlendi.


Buradaki kritik soru şu:

Kozinoğlu'nun gerçek hayatındaki bazı olaylar ile dizideki kurgu arasında neden bu kadar dikkat çekici benzerlikler olduğu düşünülüyor?

Ancak tekrar altını çizelim:

Bir dizideki senaryo, tek başına gerçek hayattaki bir cinayetin kanıtı değildir.

Savcılığın araştırdığı şey de yalnızca “dizide ne anlatıldı?” değil.

Daha önemlisi:

Bu senaryo hangi bilgi kaynaklarından beslendi?


BAYRAM ÖZBEK: KURTLAR VADİSİ BAĞLANTISINDA TUTUKLAMA

Bu başlık daha da büyüdü.

Eski emniyet müdürü Bayram Özbek, Kurtlar Vadisi senaryosuna dahli olduğu tespit edildiği belirtilerek soruşturma kapsamına alındı.

Silivri Sulh Ceza Hakimliği tarafından “silahlı terör örgütü kurma veya yönetme” ve “kasten öldürmeye azmettirme” suçlamalarıyla tutuklandı.


Bu gelişmeyle soruşturmadaki tutuklu sayısının 9'a yükseldiği açıklandı.

Fakat burada da aynı hukuk kuralı geçerli:

Tutuklama, mahkûmiyet değildir.

Bayram Özbek hakkındaki suçlamaların doğruluğu yargılama sonucunda belirlenecek.

Ayrıca Pana Film tarafından Özbek'in Kurtlar Vadisi ve Kurtlar Vadisi Pusu'nun senaryo ekibinde senarist veya danışman olarak görev yapmadığı yönünde açıklama yapıldığı da kamuoyuna yansıdı.



DOSYADA ŞU ANDA KİMLER TUTUKLU?

Soruşturmanın 23 Eylül itibarıyla kamuoyuna açıklanan aşamasında tutuklu sayısının 9'a yükseldiği bildirildi.

Tutuklu olarak kamuoyuna yansıyan isimler arasında:

  • Ali İşgören – dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı
  • Necip Doğan – dönemin cezaevi savcısı
  • Selahattin Günday – gazeteci
  • Özlem Uslu – acil tıp teknisyeni
  • Emre Atmaca – acil tıp teknisyeni
  • Osman Arslan – eski gazeteci
  • Enver Altaylı – eski MİT mensubu
  • İlk operasyon kapsamında tutuklanan eski cezaevi/jandarma görevlisi
  • Bayram Özbek – eski emniyet müdürü

bulunuyor.

Tutuklu sayısının 9'a yükseldiği 23 Eylül tarihli gelişme, Bayram Özbek'in tutuklanmasıyla duyuruldu.

Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur ise tutuklu değil; ev hapsi şeklinde adli kontrol altında.


Yorumlar (0)

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!