Aydan Yıldırım'ın Kaleminden ... Sayın TFF Bursa'nın Onurunu Hiçe Sayacak Mısın?
Aydan Yıldırım, Amedspor-Beşiktaş maçında Bursa’ya yönelik tepki çeken tezahüratları köşesine taşıdı. “Kim kırılırsa kırılsın, kalemimi eğmem, bükmem” diyen Yıldırım, TFF’ye “Kurallar herkese eşit uygulanacak mı?” sorusunu yöneltti.
Aydan Yıldırım | Köşe Yazısı
Kim kırılırsa kırılsın…
Kim alınırsa alınsın…
Ben bu kalemi dün başka, bugün başka tutmadım. Yarın da tutmayacağım.
Ben Aydan Yıldırım. Bildiğim, inandığım ve doğru olduğuna inandığım çizgiden bugüne kadar sapmadım. Bundan sonra da sapmam.
Kimsenin ipiyle hareket etmem.
Kimsenin makamına, gücüne, çevresine göre cümle kurmam.
Benim duruşum eğik değildir.
Bükük değildir.
Dün söylediğimi bugün değiştirmem.
Çünkü gazetecilik biraz da budur.
Sporun içinde rekabet olur, kin olmaz
20 Eylül 2026 tarihinde Diyarbakır'da oynanan Amedspor-Beşiktaş karşılaşmasının ardından tribünlerde Bursa'ya ve Bursaspor'a yönelik olduğu belirtilen “Top Bursa” tezahüratı gündeme geldi. Sosyal medyada paylaşılan görüntüler üzerinden, Amedspor ve Beşiktaş tribünlerindeki bazı taraftarların bu tezahürata birlikte eşlik ettiği aktarıldı.
Şimdi buradan açıkça soruyorum:
Bu mudur sporun birleştirici gücü?
Bir futbol maçında rakip olabilirsiniz.
Takımınızı destekleyebilirsiniz.
Rakibinize takılabilirsiniz.
Ama bir şehrin, bir camianın onurunu hedef alan ve aşağılayıcı nitelikte değerlendirilen tezahüratlar futbolun neresindedir?
Spor kardeşliktir deniyor.
Spor barıştır deniyor.
Spor insanları bir araya getirir deniyor.
Peki tribünde yapılan bu tür tezahüratlar kimi bir araya getiriyor?
Bursa sıradan bir şehir değildir
Bursa'yı konuşurken sadece bir futbol takımından söz etmiyoruz.
Bursa, bu ülkenin tarihinde çok özel bir yere sahip.
1326 yılında Orhan Gazi tarafından fethedilen Bursa, Osmanlı Devleti'nin ilk başkentlerinden biri ve erken Osmanlı tarihinin en önemli merkezlerinden biri oldu.
Kurtuluş Savaşı döneminde işgal yaşayan Bursa, 11 Eylül 1922'de işgalden kurtarıldı. Mudanya Mütarekesi de Bursa'nın Mudanya ilçesinde imzalandı ve Kurtuluş Savaşı'nın diplomatik açıdan önemli dönüm noktalarından biri oldu. Atatürk'ün de Cumhuriyet öncesi ve sonrasında Bursa'yı birçok kez ziyaret ettiği resmî tarih kaynaklarında yer alıyor.
Bursa'nın tarihindeki bu ağırlığı görmezden gelmek mümkün değildir.
Bursa; tarihiyle, kültürüyle, insanıyla bu ülkenin hafızasında yeri olan bir şehirdir.
Bu nedenle Bursa'ya veya Bursaspor'a yönelik aşağılayıcı bir tezahüratın “tribün eğlencesi” denilerek geçiştirilip geçiştirilmeyeceği sorusu önemlidir.
Şimdi gözler TFF'de
Benim sorum çok basit:
Türkiye Futbol Federasyonu bu görüntüleri ve tezahüratları inceleyecek mi?
İnceleyecekse sonucunu kamuoyuyla paylaşacak mı?
Bir ihlal tespit edilirse, ilgili disiplin hükümleri uygulanacak mı?
Çünkü TFF'nin geçmiş PFDK kararlarında tribünlerin neden olduğu çirkin ve kötü tezahüratlar nedeniyle kulüplere para cezaları verildiği ve belirli tribün bloklarındaki seyircilerin elektronik biletlerinin bloke edildiği açıkça görülüyor.
Hatta TFF'nin geçmiş kararlarında, bazı eylemler için ceza verilmemesine ilişkin kararlar da bulunuyor. Yani mesele sadece “ceza verilsin” demek değil.
Mesele, aynı kuralların herkese aynı şekilde uygulanıp uygulanmadığının kamuoyunca görülebilmesi.
İşte benim itirazım burada.
Kimseye göre kalem tutmam
Ben Bursasporlu değilim diye Bursa'ya yapılan bir hakareti görmezden gelmem.
Beşiktaşlı değilim diye Beşiktaş tribünündeki bir davranışı görmezden gelmem.
Amedspor'la ilgili başka bir tartışma yaşandı diye bunu da görmezden gelmem.
Ben takım tutar gibi gazetecilik yapmam.
Kim doğruysa onun doğrusunu yazarım.
Kim yanlış yaptıysa, yanlışını yazarım.
Bugün birine kızdırır.
Yarın başka birine…
Varsın kızsınlar.
Varsın alınsınlar.
Kalem eğilmesin yeter.
Çünkü gazetecinin görevi tribünlere alkış tutmak değil; gerektiğinde tribünlerin yanlışını da sormaktır.
Bursa'nın onuru, sporun da sınavıdır
Bugün “Top Bursa” denilen bir tezahüratın üzerinde duruyoruz.
Yarın başka bir şehir hedef alınabilir.
Öbür gün başka bir kulüp…
Bunun sonu nereye varır?
Sporun rekabeti sahada kalmazsa, tribünlerde nefret dili büyür.
Oysa futbolun güzelliği rakibinin varlığıyla ortaya çıkar.
Rakip olmadan rekabet olmaz.
Rakibine saygı duymadan da spor kültürü olmaz.
Bu yüzden soruyorum:
TFF bu olayı görmezden mi gelecek, yoksa kendi kuralları çerçevesinde inceleyip kamuoyuna açıklama mı yapacak?
Cevabı hep birlikte göreceğiz.
Benim tarafım belli.
Ben taraf değilim; doğru bildiğim taraftayım.
Kim kırılırsa kırılsın.
Kim alınırsa alınsın.
Ben dün ne söylediysem bugün de onu söylerim.
Kalemimi eğmem.
Bükmem.
Kimsenin ipiyle hareket etmem.
Çünkü benim gazeteciliğimde dün başka, bugün başka yok.
Benim çizgim belli.
Ve o çizginin adı:
Yorumlar (0)
Yorum Yap
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!