Mutfakta Yangın, Cüzdanda Enkaz: Bereketli Toprakların Aç Çocukları! Nimet İçinde Külfet
Ramazan geldi, hoş geldi ama sofralara değil, sadece etiketlere "bereket" getirdi. Asgari ücretin 28 bin TL olduğu bir düzende, domatesin kilosunun 80 TL’yi bulması matematik kurallarıyla değil, ancak vicdan azabıyla açıklanabilir.
Menemen Lüks Oldu, Elma Muzu Geçti!
Eskiden "çat kapı gelen misafire menemen yaparız" denirdi; şimdi misafire menemen ikram etmek "servet transferi" sayılıyor. Biberin 90, domatesin 80 lira olduğu bir ülkede, vitamin deposu dediğimiz elma 90 liraya fırlayarak tarihin en pahalı "yasak meyvesi" oldu. Bir zamanlar lüksün simgesi olan ithal muz, yerli elmadan daha ucuzsa, burada sadece ekonomi değil, mantık da çökmüş demektir.
Üreten Kan Ağlıyor, Tüketici İsyan Ediyor
Bu sistemin en tuhaf tarafı ise şu: Tarlada çiftçi "emeğimin karşılığını alamıyorum, ürünüm dalında kalıyor" diye feryat ediyor, markette vatandaş "bu fiyata bu alınır mı?" diye isyan ediyor. * Çiftçi mutsuz: Gübre, mazot ve ilaç maliyetleri altında eziliyor.
Vatandaş mutsuz: Ay sonunu getirmek için değil, karnını doyurmak için mucize bekliyor.
Kazanan kim? Üreticiden 3 kuruşa alıp tüketiciye 30 kuruşa satan, aradaki o gizemli "komisyoncu" krallığı!
Et Koklatmak Bedava, Almak Rüya!
Kırmızı etin kilosu 700 TL’ye dayanmışken, balıkçılık ülkesinde balık yanına yaklaştırmıyorken geriye bir tek "hormonlu tavuk" kalıyor. 60 günde kesime gelen, proteinden çok soru işareti içeren tavuklar vatandaşın tek sığınağı olmuş durumda. Üç tarafımız deniz, dört tarafımız tarla ama tenceremiz boş!
Kira mı Ödeyelim, Karın mı Doyuralım?
10 bin ile 30 bin TL arasında değişen kiralar, asgari ücreti daha el değmeden yutup bitiriyor. Ev sahibiyle kiracı arasındaki kavga, market kasasındaki kavgayla yarışır hale geldi. Tarım ülkesinde bakliyat ithal, meyve altın, et ise sadece "koklanacak" bir anı oldu.
Özetle: Toprak bereketli ama sistem kısır. Bu sofrada herkesin payı var ama vatandaşın tabağında sadece boş bir umut kalmış durumda.